T.C. İNÖNÜ
ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
Avrupa Birliği
Özel Hukuku (HUK368)
2013-2014 Bahar
Yarıyılı Sonu (FINAL) Sınavı MODEL ÇÖZÜMLER, 6 Haziran 2014
1. Avrupa Birliği
Hukukunda ‘yerleşme özgürlüğü’ ve ‘hizmet sunmak hakkı’ nedir ve bunlar nasıl
bir farklılık gösterir?
Yerleşme özgürlüğü, bir gerçek kişinin ya da bir
firmanın bir meslek icrasında bulunmak için üye devletin ülkesinde yerleşme
hakkıdır. Bu hak, sınırsız bir süre için bir başka üye devlette sabit bir yerleşme ve gerçek bir ekonomik faaliyette bulunmayı
kapsar. Ücret karşılığı olmayan işlere girmek, onları yapmak ve işletmeler kurmak, onları yönetmek de bu hakkın içine girer.
Fakat siyasi, kültürel ya da dini faaliyetler bunun dışındadır.
Hizmetlerin serbest dolaşım
hakkı ise, bir üye
devlette yerleşik olan bir kişinin, bir başka üye devlette hizmet üretmesini kapsar. Örneğin, Belçika'da
yerleşmiş bir Hollandalı avukatın Almanya, Fransa ve İngiltere'de yaşayan müvekkillerine
hizmet sunması bu çerçevededir.
Farklılıkları:
Yerleşme özgürlüğü, ekonomik
amaçla bir üye devletin ülkesinde yerleşmeyi kapsar. Bu hakkın içinde, ev
sahibi üye devletin ülkesinde, daimi
olarak kalma durumu da yer alır ve
onun ulusal hukuk düzenine tabidir.
Oysa bir hizmetin sunulması ve yerine
getirilmesi, bazı durumlarda, ev sahibi üye devletin ülkesinde sadece geçici olarak ikamet edilmesini
gerektirebilir. Serbest meslek erbabı olarak statüsü geldiği üye devletin iç
hukuku tarafından düzenlenir.
O halde, yerleşme özgürlüğü, ev
sahibi üye devlette bağımsız bir şekilde kazanç sağlayıcı ekonomik faaliyetin
sürekliliği ve yapılanmanın kapsamı ile farklılık gösterir. Buna karşılık,
hizmet sunan bağımsız bir şekilde sadece hizmeti sunmak amacıyla, geçici olarak
diğer bir üye devlette bulunur. Örneğin, bir üye devlette yerleşik bir inşaat firmasının,
bir başka üye devlette binalar
yaparken, ev sahibi ülkede geçici olarak kalması zorunludur.
Bu türden bir ikamet geçici olduğu zaman,
söz konusu faaliyetleri düzenleyen hükümler, hizmetlerin serbest dolaşım hakkı ile ilgili olan
ABÎA'nm 56-62. maddeleridir.
İkamet hakkının sürekli olması durumunda olması halinde ise, bu konuyu
düzenleyen hükümler, ABİA'nm 49-54. maddeleridir.
2. “Deborah
Lawrie-Blum İngiliz vatandaşıdır. Almanca öğretmenliği sınavlarını başarı ile
geçmiştir. Ancak öğretmen olabilmesi için yaması gereken geçici süreli hizmet
(staj) başvurusu Almanya’da kabul edilmemiştir. Almanya’da bu tür geçici süreli
hizmet döneminde, stajyer öğretmen kamu görevlisi memur olarak görülür ve
verdiği dersler için bir ücrete hak kazanır. Ancak Baden-Württemberg Eyaleti
hukukunda, sadece Alman vatandaşları geçici süreli stajyer olabilirdi.
Lawrie-Blum red kararına karşı ABİA 18 ve 45(2). maddelerine dayanarak itiraz
etti. Eyaletin savunmalarından biri, stajyer öğretmenlerin ABİA 45. madde
anlamında ‘işçi’ kapsamına girmediği idi.” (Case
66/85 Lawrie-Blum v Land Baden-Württemberg [1986] ECR 2121)
Lawri-Blum
işçi midir? Neden?
İşçi kavramı AB’nin ne birincil ne de ikincil hukuki
tasarruflarında tanımlanmıştır. [1408/71 t. Yönerge işçiyi bir sosyal güvenlik
sistemi içerisinde sigortalanmış kişi olarak tanımlamıştır.] Ancak bir üye
devletin vatandaşı olan işçi, ev sahibi diğer bir üye devlette yerleşik olarak
bir başkasının emir ve talimatları altında hizmet sunmak için dolaşım
serbestliğine sahiptir.
Lawrie-Blum davasında ABAD işçiyi geniş olarak
tanımlamış ve ona özerk bir anlam vermiştir. Buna göre, belirli ya da belirsiz
bir süre zarfında, bir başka kişi için onun emir ve talimatları çerçevesinde ekonomik
değeri olan bir hizmet sunan ve bu emeği karşılığında bir kazanç temin eden
kişidir.
Buna göre, işçinin tanımında iki unsur bulunur:
i. gerçek ve etkili bir faaliyet olmalı ve
ii. bu faaliyetin ekonomik bir karakteri olmalı
Böylece Lawri-Blum,
* gerçek ve fiili (etkili) bir faaliyet içerisinde idi,
* bu faaliyet çerçevesinde emir ve talimatlara bağımlı
idi,
* faaliyetin bir ekonomik karakteri vardı ve
* bundan bir kazanç sağlamıştı.
Divan, Lawrie-Blumun bu şartları/kriterleri
karşıladığına karar vermiştir.
3. Avrupa Birliği üyesi devlet, gümrük kapısında
TIR/kamyonların zorunlu park imkanlarını kullanmaları karşılığında günde 30
Euro ücret istemektedir. Her park yeri mobese kameraları ile izlenmekte ve
güvenlik görevlileri tarafından gece gündüz denetlenmektedir. Avrupa Birliği
Andlaşmasının 30. maddesine göre bu ücretlendirmenin hukuka uygunluğunu
değerlendiriniz.
Olayda,
mesai saatleri dışında gelen ve gümrük kapısında beklemek isteyen Kamyon/TIRlar
için zorunlu park imkanlarını kullanmaları karşılığında günde istenen €30 bedel
bir gümrük vergisi değildir. Fakat malların sınırdan geçişi sırasında uygulanan
mali nitelikte bir ücretlendirmedir. Ve gümrük vergisine denk etkiye sahiptir.
O halde ilk bakışta, 30. madde yasağı içine girer.
Ancak
eğer ücret ithalatçıya verilen hakiki
bir hizmetin karşılığı ise, (AB Adalet Divanı'na göre 1983 tarihli Komisyon v. Belçika
davasında), o zaman 30. madde yasağına giren denk etkiye sahip bir ücret
sayılmaz.
➜ O halde: talep edilen ücret, gerçek bir hizmetin
karşılığı mıdır?
Eğer
ithalatçı/ihracatçı mesai saatleri dışında park imkanlarını kullanmaktan özel
bir yarar sağlamakta ise, gerçek bir hizmetten söz edilebilir. Park yerinin
mobese kameraları ile izlenmekte olması ve güvenlik görevlileri tarafından gece
gündüz denetlenmesi genel bir güvenlik uygulaması değilse, sadece parkedenler
lehine hususi bir yarar sağlıyor olarak kabul edilebilir.
➜ İkinci
olarak: €30 ücret bedeli, güvenli park
yeri hizmeti için uygun bir karşılık mıdır?
Bu
tür durumlarda güvenli park yeri için gerekli olan hizmetin gerçek masrafını
aşmayan bir ücret olmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder