12 Haziran 2014 Perşembe

Avrupa Birliği Maddi Hukuku 2014 Bahar Dönemi Final Soru ve Cevapları

T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
Avrupa Birliği Özel Hukuku (HUK368)
2013-2014 Bahar Yarıyılı Sonu (FINAL) Sınavı MODEL ÇÖZÜMLER, 6 Haziran 2014

1. Avrupa Birliği Hukukunda ‘yerleşme özgürlüğü’ ve ‘hizmet sunmak hakkı’ nedir ve bunlar nasıl bir farklılık gösterir?

Yerleşme özgürlüğü, bir gerçek kişinin ya da bir firmanın bir meslek icrasında bulunmak için üye devletin ülkesinde yerleşme hakkıdır. Bu hak, sınırsız bir süre için bir başka üye devlette sabit bir yerleşme ve gerçek bir ekonomik faaliyette bulunmayı kapsar. Ücret karşılığı olmayan işlere girmek, onları yapmak ve işletmeler kurmak, onları yönetmek de bu hakkın içine girer. Fakat siyasi, kültürel ya da dini faaliyetler bunun dışındadır.

Hizmetlerin serbest dolaşım hakkı ise, bir üye devlette yerleşik olan bir kişinin, bir başka üye devlette hizmet üretmesini kapsar. Örneğin, Belçika'da yerleşmiş bir Hollandalı avukatın Almanya, Fransa ve İngiltere'de yaşayan müvekkillerine hizmet sunması bu çerçevededir.

Farklılıkları:
Yerleşme özgürlüğü, ekonomik amaçla bir üye devletin ülkesinde yerleşmeyi kapsar. Bu hakkın içinde, ev sahibi üye devletin ülkesinde, daimi olarak kalma durumu da yer alır ve onun ulusal hukuk düzenine tabidir.

Oysa bir hizmetin sunulması ve yerine getirilmesi, bazı durumlarda, ev sahibi üye devletin ülkesinde sadece geçici olarak ikamet edilmesini gerektirebilir. Serbest meslek erbabı olarak statüsü geldiği üye devletin iç hukuku tarafından düzenlenir.

O halde, yerleşme özgürlüğü, ev sahibi üye devlette bağımsız bir şekilde kazanç sağlayıcı ekonomik faaliyetin sürekliliği ve yapılanmanın kapsamı ile farklılık gösterir. Buna karşılık, hizmet sunan bağımsız bir şekilde sadece hizmeti sunmak amacıyla, geçici olarak diğer bir üye devlette bulunur. Örneğin, bir üye devlette yerleşik bir inşaat firmasının, bir başka üye devlette binalar yaparken, ev sahibi ülkede geçici olarak kalması zorunludur.

Bu türden bir ikamet geçici olduğu zaman, söz konusu faaliyetleri düzenleyen hükümler, hizmetlerin serbest dolaşım hakkı ile ilgili olan ABÎA'nm 56-62. maddeleridir. İkamet hakkının sürekli olması durumunda olması halinde ise, bu konuyu düzenleyen hükümler, ABİA'nm 49-54. maddeleridir.

2. “Deborah Lawrie-Blum İngiliz vatandaşıdır. Almanca öğretmenliği sınavlarını başarı ile geçmiştir. Ancak öğretmen olabilmesi için yaması gereken geçici süreli hizmet (staj) başvurusu Almanya’da kabul edilmemiştir. Almanya’da bu tür geçici süreli hizmet döneminde, stajyer öğretmen kamu görevlisi memur olarak görülür ve verdiği dersler için bir ücrete hak kazanır. Ancak Baden-Württemberg Eyaleti hukukunda, sadece Alman vatandaşları geçici süreli stajyer olabilirdi. Lawrie-Blum red kararına karşı ABİA 18 ve 45(2). maddelerine dayanarak itiraz etti. Eyaletin savunmalarından biri, stajyer öğretmenlerin ABİA 45. madde anlamında ‘işçi’ kapsamına girmediği idi.(Case 66/85 Lawrie-Blum v Land Baden-Württemberg [1986] ECR 2121)
Lawri-Blum işçi midir? Neden?

İşçi kavramı AB’nin ne birincil ne de ikincil hukuki tasarruflarında tanımlanmıştır. [1408/71 t. Yönerge işçiyi bir sosyal güvenlik sistemi içerisinde sigortalanmış kişi olarak tanımlamıştır.] Ancak bir üye devletin vatandaşı olan işçi, ev sahibi diğer bir üye devlette yerleşik olarak bir başkasının emir ve talimatları altında hizmet sunmak için dolaşım serbestliğine sahiptir.

Lawrie-Blum davasında ABAD işçiyi geniş olarak tanımlamış ve ona özerk bir anlam vermiştir. Buna göre, belirli ya da belirsiz bir süre zarfında, bir başka kişi için onun emir ve talimatları çerçevesinde ekonomik değeri olan bir hizmet sunan ve bu emeği karşılığında bir kazanç temin eden kişidir.

Buna göre, işçinin tanımında iki unsur bulunur:
i. gerçek ve etkili bir faaliyet olmalı ve
ii. bu faaliyetin ekonomik bir karakteri olmalı

Böylece Lawri-Blum,
* gerçek ve fiili (etkili) bir faaliyet içerisinde idi,
* bu faaliyet çerçevesinde emir ve talimatlara bağımlı idi,
* faaliyetin bir ekonomik karakteri vardı ve
* bundan bir kazanç sağlamıştı.

Divan, Lawrie-Blumun bu şartları/kriterleri karşıladığına karar vermiştir.

3. Avrupa Birliği üyesi devlet, gümrük kapısında TIR/kamyonların zorunlu park imkanlarını kullanmaları karşılığında günde 30 Euro ücret istemektedir. Her park yeri mobese kameraları ile izlenmekte ve güvenlik görevlileri tarafından gece gündüz denetlenmektedir. Avrupa Birliği Andlaşmasının 30. maddesine göre bu ücretlendirmenin hukuka uygunluğunu değerlendiriniz.

Olayda, mesai saatleri dışında gelen ve gümrük kapısında beklemek isteyen Kamyon/TIRlar için zorunlu park imkanlarını kullanmaları karşılığında günde istenen €30 bedel bir gümrük vergisi değildir. Fakat malların sınırdan geçişi sırasında uygulanan mali nitelikte bir ücretlendirmedir. Ve gümrük vergisine denk etkiye sahiptir. O halde ilk bakışta, 30. madde yasağı içine girer.

Ancak eğer ücret ithalatçıya verilen hakiki bir hizmetin karşılığı ise, (AB Adalet Divanı'na göre 1983 tarihli Komisyon v. Belçika davasında), o zaman 30. madde yasağına giren denk etkiye sahip bir ücret sayılmaz.

O halde: talep edilen ücret, gerçek bir hizmetin karşılığı mıdır?
Eğer ithalatçı/ihracatçı mesai saatleri dışında park imkanlarını kullanmaktan özel bir yarar sağlamakta ise, gerçek bir hizmetten söz edilebilir. Park yerinin mobese kameraları ile izlenmekte olması ve güvenlik görevlileri tarafından gece gündüz denetlenmesi genel bir güvenlik uygulaması değilse, sadece parkedenler lehine hususi bir yarar sağlıyor olarak kabul edilebilir.

İkinci olarak: €30 ücret bedeli, güvenli park yeri hizmeti için uygun bir karşılık mıdır?
Bu tür durumlarda güvenli park yeri için gerekli olan hizmetin gerçek masrafını aşmayan bir ücret olmalıdır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder