25 Nisan 2014 Cuma

2014 Bahar AB Maddi Hukuku Vize Çözüm Önerileri 16 Nisan 2014

T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
2013-2014 Akademik Yılı AVRUPA BİRLİĞİ MADDİ (ÖZEL) HUKUKU
Bahar Yarıyıl Ara Sınavı Soruları ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 16 Nisan 2014

1. Avrupa Birliği (AB) üyesi devletin hükümeti, ülkesine ithal edilen mallar üzerinde aşağıdaki ücret bedellerini koymayı düşünmektedir.
(a) Eğer kamyon ve TIRlar saat 23:00 ile sabah 7:00 arasında gece gümrükten geçmek istiyorlar ise, €50 ücret ödeyeceklerdir. Ek ücret gümrük bürosunun normalde o saatler arasında kapalı olması yüzünden alınmaktadır.

AB üyesi devletlerin ülkeleri arasında malların serbest dolaşımı esastır. Bunun amacı, AB içerisinde gümrük birliği kurarak, bir tek pazar yaratmaktır. İthalat ve ihracatta gümrük vergisi konulması serbest dolaşım ilkesini ihlal eder. Çünkü yerli mala kıyasla ithal ve ihraç edilen malın fiyatını arttırır ve rekabeti bozar. Böylece gümrük vergi, harç ve her türlü ücretler ile korumacılık yapılması yasaklanmıştır. ABİA 30. madde bu yasağı içerir. İki unsuru vardır. i. sadece gümrük vergisi değil ama buna denk etkiye sahip olan ücretleri kapsar; ii. yasak mali nitelikteki tedbirlere ilişkindir. (1969 Sociaal Fonds Davası)

Olayda, gece gümrük muamelesi için istenen €50 bedel bir gümrük vergisi değildir. Fakat malların sınırdan geçişi sırasında uygulanan mali nitelikte bir ücretlendirmedir. Ve gümrük vergisine denk etkiye sahiptir. O halde görünürde,  30. madde yasağı içine girer.

Ancak AB Adalet Divanı, 1983 tarihli Komisyon v. Belçika davasında, eğer ücret ithalatçıya verilen hakiki bir hizmetin karşılığı ise, o zaman 30. madde yasağına giren denk etkiye sahip bir ücret sayılmaz demiştir. Böyle bir ücret ithal edilen bir mala münhasıran uygulandığında, verilen hizmete uygun oranda bir karşılık olmalıdır.

O halde: talep edilen ücret, gerçek bir hizmetin karşılığı mıdır?
Eğer ithalatçı/ihracatçı gece saatlerinde yapılan gümrük muamelesinden özel bir yarar sağlamakta ise, gerçek bir hizmetten söz edilebilir. Bu yarar hem zaman, hem de para bakımından değerlendirilmelidir. Şöyle ki, gümrük işlemlerinin yapıldığı ofislerin belirlenen mesai saatleri dışında kapalı olması olağan bir uygulamadır. Bu saatlerin dışında gece 23:00 ve sabah 7:00 arasında beklemeden gümrük muamelesine tabi tutulmayı istemek hem zaman, hem de para açısından hususi kazanç sağlayacaktır.

O halde: €50 ücret bedeli, gece verilen gümrük işlemleri hizmeti için uygun bir karşılık mıdır?
Bu tür durumlarda gece mesaisi içerisinde gümrük işlemlerinin yapılabilmesi için gerekli olan hizmetin gerçek masrafını aşmayan bir ücret olmalıdır.

Eğer ithalatçı/ihracatçı gündüz normal mesai saatleri içerisinde daha az mali yük getiren bir alternatife sahip ise, yukarıdaki şartlarda verilen hakiki hizmet karşılığı istenen €50 ücret bedeli 30. madde yasağı kapsamında değerlendirilmemelidir.

(b) Üye devletin ülkesine ithal edilen veya ülkesinden ihraç edilen bütün yavru danaların gümrükte bir sağlık muayenesinden geçirilmesi zorunluluğu getirilmiştir ve bu için bir ücret bedeli talep edilir. Sağlık muayenesi yapılması gereği ise, Avrupa Birliği hukuku tarafından getirilen bir zorunlu şarttır.
Avrupa Birliğinin İşleyişine dair Andlaşmanın  (ABİA) 30. Maddesi ışığında bu ücretlendirmelerin hukuka uygunluğunu inceleyiniz.

Üye devletin ülkesine ithal veya ülkesinden ihraç edilen bütün yavru danaların gümrükte bir sağlık muayenesinden geçirilmesi kuralı, Avrupa Birliği hukuku tarafından getirilen bir zorunluluktur. Bunun için üye devletin ücret talep etmesinin hukuka uygunluğu ABAD tarafından bazı şartlara bağlanmıştır. (1988 Komisyon v Almanya) Bu şartlar yerine getirildiğinde, ödenmesi istenen bedel gümrük vergisine denk etkiye sahip ücret olarak görülmez.
(i). ücret teftişin gerçek maliyetinden fazla olmamalı
(ii) teftiş zorunlu olmalı ve Topluluk içerisinde ilgili bütün mallar için tekdüze uygulanmalı
(iii) Topluluk hukuku tarafından Topluluğun genel menfaatine konulmuş olmalı
(iv) malların serbest dolaşımını teşvik etmelidir

Bu şartları taşıdığı sürece ücret, 30. madde yasağına giren gümrük vergisine denk etkiye sahip ücret olarak görülmemelidir.

2. AB üyesi devlet,
(a) rom içkisine viskiden çok daha ağır vergi getirmeyi,
(b) çoğunlukla kendi ülkesinde üretilen yeni teknoloji diğital radyoların satışını arttırmak için üzerindeki KDV oranını düşürmeyi istemektedir ama tamamen yurt dışından ithal edilen normal transistörlü radyolar üzerindeki KDV oranını hala aynı tutacaktır.
Üye devletin kendi dolaylı dahili vergi sisteminde teklif edilen bu değişiklerin ABİA 110. maddeye aykırılık teşkil edip etmediğini bunların (i) benzer ürünler mi? (ii) rekabet içerisinde mi? olduğuna bakarak inceleyiniz.

110. madde, mal kategorilerine uygulanan genel iç vergi sisteminin bir parçası olarak sistematik olarak vergi tarh edildiği zaman uygulanır. İç vergiler ve KDV ulusal vergi düzenin bir parçasıdır.
Eğer mallar benzer ürünler olarak kabul edilirse, üye devletin vergi sistemi yerli ve ithal malları aynı muameleye tabi tutmak zorundadır.
Eğer mallar birbirleri ile rekabet halinde ise, o zaman vergi sistemindeki koruyucu etki ortadan kaldırılmalıdır.
O halde hukuka uygunluk testi: (i) karşılaştırılan mallar 110 (1). maddeye göre benzer ürünler midir? (ii) bu mallar birbirleri ile 110(2). madde uyarınca rekabet içerisinde midir?

(a) (i) Rom içkisi ve viski benzer ürünler midir?
ABAD (John Walker Davasında) benzerlik için, (i) alkol muhtevasına, (ii) üretim yöntemine, (iii) müşterinin ürün algılamasına bakmayı önermişti.
İlk olarak rom içkisi ve viskinin özgün karakterlerine ve müşteri tarafından algılanmasına bakmak gerekir. Bunlar aynıdır denebilir mi? Rom ve viski aynı alkol oranına mı sahiptir? Bunlar benzer veya kıyaslanabilir kullanıma mı sahiptir? sorularına objektif olarak yanıt aramak gerekir. Eğer bunlar benzer mallardır diyebiliyorsanız, o zaman birine diğerinden farklı vergi uygulamak 110 (1). madde yasağı içerisine girecektir. Yoksa girmeyecektir.
(ii) Rom içkisi ve viski rekabet halinde midir?
Böyle bir değerlendirme için, rom ve viskinin pazardaki yerine bakmak lazımdır. Mesela piyasanın ucuz veya pahalı yerinde mi? Eğer ikisi de aynı ihtiyacı karşılıyor ise, o zaman birbirine ikame edilebilir. rom ile viskinin bu bakımdan birbiri ile değişebilir olduğunu söylemek zordur. Ama eğer aynı piyasada birbirleri ile rekabet halinde ise, o zaman 110 (2). madde uygulanacaktır.

(b) (i) dijital ve klasik transistörlü radyolar benzer ürünler midir?
Müşteri bakımından, dijital ve klasik radyolar benzeri karakterlere mi sahiptir ve aynı ihtiyaçları mı karşılıyor?  Büyük ihtimal ile, bu mallar yeterince benzerdir. Çünkü aynı ihtiyacı karşılar ve hem analog hem de dijital sinyalin olduğu yerde çoğunlukla birbirinin yerine kullanılır. O halde 110 (1). madde uyarınca benzer olan bu radyolar arasındaki KDV oranlarını eşitlemeleri gerekir.
(ii) Artık 110 (2). madde altında bir inceleme gerek yoktur.

3. (a) Üye devlet içerisinde Helal Gıda Mağazaları (HGM) Ltd şirketi dükkanlarında satmak üzere  İtalyan domates konservesi ithal etmiştir. Ancak geçen hafta bir TIR yükü malın İtalya’dan HGM’ye gönderilmesi sırasında gümrükte yapılan rastgele teftişte küçük beyaz sineklerle kurtlanmış olduğu görülmüştür. Bu küçük beyaz sinekler domates yapraklarıyla beslenen ve tehlikeli hastalıklara yol açan, sağlığa zararlı çürümenin işaretidir. Üye devletin Sağlık ve Çevre Yetkili Kurumu düzenli olarak bu tür beyaz sineklerin kontrol edilmesi amacıyla tedbirler almaktadır. Şimdi beyaz sineği bulan gümrük memurları, ithal edilen bütün İtalyan domates konservelerini teftiş etmek istemektedirler. Böyle bir gümrük teftişi çok zaman alacaktır ve her bir paletten pek çok konservenin tek tek açılmasını gerektirecektir. Bu da konservelerin yeniden perakende dükkanlarda satılmasını engelleyecektir.
Durumu ABİA 34 ve 36. Maddeler açısından inceleyiniz.

Gümrük teftişi, İtalyan domateslerinin geçişini geciktireceği ve açılan konserve kutularının perakende satışını imkansız hale getireceği için, ithalata halel getirecektir. O halde 34. maddenin Dassonville tanımı içerisinde ithalatta miktar sınırlamasına denk etkiye sahip bir tedbir olarak, hukuka aykırı olacaktır.

Ancak ithalatta miktar sınırlamasına denk etkiye sahip bir tedbir 36. madde altında "insan sağlığı ve hayatını korumak" gerekçesi ile haklı gösterilebilir. Üye devlet, ithal domates konservelerinin gümrük memurları tarafından teftiş edilmesini "insan sağlığı ve hayatını korumak" gerekçesi ile haklı göstermeye çalışabilir. Ancak ticarete gizli sınırlama getiren bir tedbir haklı gösterilemez. Üye devlet, iddia ettiği istisna gerekçesinin gerçek olduğunu kanıtlamalıdır. (Örneğin 1983 Sandoz BV Davası = gıda maddelerine vitamin eklenmesi)
Böyle bir sağlık tehlikesinin bulunduğu hallerde, üye devletin buna cevabı orantılı olmalıdır. (Örnekler: 1983 ve 1984 Komisyon v İngiltere Davaları) Hükümetin her bir paletteki domates konservelerini teftiş etmesini, beyaz sineklerin varlığının ortaya çıkardığı problem öngörüsüne karşı orantılı bir cevap olduğunu kanıtlaması gerekir.

(b) Üye devletlerin ABİA 36. Maddesindeki haklılık sebeplerine (istisnalara) dayanabilmeleri için malların ithalat, ihracat veya transitine konulan yasak veya sınırlamaların orantılılık ilkesine tabi olması ne demektir, unsurları ile açıklayınız.

36. maddedeki istisnaların uygulanabilmesi için ulusal tedbir ile getirilen sınırlamanın, amaçlanan yarar ile orantılı olması gerekir. Yani amacını aşan bir uygulama olmamalıdır. Bu da hedeflenen amaç ile, onun gerçekleşmesini sağlayacak araç arasında makul bir oranın olmasıdır. 36. maddenin uygulanmasında, ulusal tedbir ile getirilen sınırlama ve yasağın keyfi bir ayırım veya örtülü bir sınırlama aracı olmaması ve malların serbest dolaşımına engel teşkil etmemesidir.

Üç unsuru vardır:
(i) Hukuken korunan bir menfaatin bulunması:
ABİA 36. maddede düzenlenen istisnaların veya Cassis de Dijon içtihatında kabul edilen yazılı olmayan istisnaların bulunması gerekir. Bu istisna meşru bir menfaatin korunmasını haklı gösteren sebeptir.
(ii) Seçilen aracın uygunluğu:
Seçilen aracın, elde edilmek istenen amacın gerçekleşmesi için uygun ve elverişli olması gerekir. Bu hususta üye devletin takdir yetkisi vardır.
(iii) Gereklilik unsuru:
Öngörülen sınırlamanın elde edilmek istenen amaç için gerekli olmasıdır. Serbest dolaşımı en az sınırlayan tedbir seçilmelidir.

4. (a) Hans Alman vatandaşıdır ve İspanya’da yaşamak ister. Hans’ın AB vatandaşlık haklarının dayandığı hukuki zemin ve düzenlemeler nelerdir?

AB vatandaşlığı, AB Andlaşması (Maastricht Andlaşması) ile 1992 getirilmiş bir kavramdır. Amacı Birliğini halkına yakınlaştırmaktır.
ABİA 20. madde bir üye devletin vatandaşının otomatik olarak AB vatandaşı sayılacağını öngörmüştür.
21. madde ise, bütün AB vatandaşlarına kurucu andlaşmalar ve ikincil hukuki tasarrufların çerçevesinde serbest dolaşım haklarını verir.
Ancak 45. madde zaten ekonomik olarak aktif olan üye devlet vatandaşlarının, mesela işçi ve serbest meslek sahiplerinin, serbest dolaşım haklarını başlangıçtan beri düzenlemektedir. O halde burada söz konusu olan haklar, ekonomik olarak aktif olmayan kişilere, daha önce işçilere tanınan hakların bazılarını vermektir.
Bunun bir dayanağı, 18. maddede bulunan eşit muamele ilkesidir. Buna göre, ev sahibi üye devletin vatandaşları ile AB vatandaşı göçmenler arasında ayırım yapılması yasaktır. Böylece AB vatandaşlığı kavramından çıkarılabilecek haklar, ekonomik olarak aktif olmayan kişiler, mesela iş arayanlar ve öğrenciler için, yasal olarak ikamet kazandıkları ülkede eşit muamele göreceklerdir. Bu sosyal güvenlik ve sosyal refah ve kültürel hakları da kapsar.
Uygulanması ise, 2004/38/AT sayı ve 29 Nisan 2004 tarihli Direktif (yönerge) ile, vatandaşların hakkı ve bunların aile üyelerinin üye devletlerin ülkesinde serbestçe dolaşma ve ikamet hakkının düzenlenmesi şeklinde olmuştur.

(b) Hans İspanya’da yarım zamanlı iş bulmuş ve çalışmaya başlamıştır. Ama İspanyol yetkilileri Hans’ın geçinebilecek parayı kazanmadığı gerekçesi ile, 28 gün içerisinde tam gün iş bulamazsa ülkeyi terketmesini istemektedirler.
Ayrıca ABD vatandaşı olan Karısı Mary’nin İspanya’da her üç ayda bir en çok bir ay kalması için oturma müsaadesi vermişlerdir.
Hans ise, Mary’i alıp artık Almanya’ya dönmek istemektedir.
*Hans’ın İspanya’daki işçi statüsü, *Mary’in İspanya’daki oturma müsaadesi ve *Mary’in eşinin ülkesi Almanya’ya girişinin tabi olduğu hukuki düzenlemeler nelerdir?

* Hans'ın İspanya'daki işçi statüsü, ABİA 45. madde uyarınca AB içerisinde serbest dolaşım hakkını içerir. Ama işçinin ne olduğu tanımlamaz. Bunun için 1408/71 Tüzüğü, sosyal güvenlik sigortası olan çalışanı, işçi olarak tanımlamıştır. ABAD, 66/85 s. Lawrie-Blum davasında, işçinin tanımında iki unsuru getirmiştir: (i) gerçek ve etkili bir çalışma faaliyeti; (ii) faaliyetin ekonomik olması. Nitekim, 139/85 s. Kempf davasında, bu şartları yerine getiren bir çalışanın, yarım zamanlı işçi olması ve/veya maaşı tek başına yaşamını idame ettirmeye yetmese dahi, işçi sayılacağını söylemiştir. Hans AB göçmen işçisidir. Ancak serbest dolaşım hakkını ileri süren işçinin, ev sahibi devletin sosyal güvenlik sistemine yük olmaması gerekir.

* 45. maddenin rationae personae uygulamasının kapsamı AB göçmen işçilerinin ailelerini de kapsar. Ancak bu hak bağımsız değil, ama işçinin haklarına bağlı olarak vardır ve kullanılabilir. 1612/68 s. Tüzüğün 10. maddesi, işçi ailesinin bu oturum hakkını, milliyetine bakılmaksızın, düzenlemiştir. Mary İspanya'da oturma müsaadesini alabilmelidir.


* AB hukuku, AB vatandaşı olmayan eşin kendi karı veya kocasının tabiyetinde bulunduğu üye devlete girmek veya kalmak istediği durumlara uygulanmaz. AB hukukunun uygulanabilmesi için AB içerisinde sınır aşan bir durum olmalıdır. (35+36/82 s. Marson/Jhanjan davaları) Dolayısıyla Mary'in Almanya'ya otomatik giriş hakkı yoktur. Mary, yetkili Alman göçmenlik makamları tarafından Alman ulusal göçmenlik yasaları uygun olarak değerlendirilecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder