T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
2013-2014 Akademik Yılı AVRUPA BİRLİĞİ MADDİ (ÖZEL)
HUKUKU
Bahar Yarıyıl Ara Sınavı Soruları ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 16
Nisan 2014
1.
Avrupa Birliği (AB) üyesi devletin hükümeti, ülkesine ithal edilen mallar
üzerinde aşağıdaki ücret bedellerini koymayı düşünmektedir.
(a)
Eğer kamyon ve TIRlar saat 23:00 ile sabah 7:00 arasında gece gümrükten geçmek
istiyorlar ise, €50 ücret ödeyeceklerdir. Ek ücret gümrük bürosunun normalde o
saatler arasında kapalı olması yüzünden alınmaktadır.
AB üyesi devletlerin
ülkeleri arasında malların serbest dolaşımı esastır. Bunun amacı, AB içerisinde
gümrük birliği kurarak, bir tek pazar yaratmaktır. İthalat ve ihracatta gümrük
vergisi konulması serbest dolaşım ilkesini ihlal eder. Çünkü yerli mala kıyasla
ithal ve ihraç edilen malın fiyatını arttırır ve rekabeti bozar. Böylece gümrük
vergi, harç ve her türlü ücretler ile korumacılık yapılması yasaklanmıştır.
ABİA 30. madde bu yasağı içerir. İki unsuru vardır. i. sadece gümrük vergisi
değil ama buna denk etkiye sahip olan ücretleri kapsar; ii. yasak mali
nitelikteki tedbirlere ilişkindir. (1969 Sociaal Fonds Davası)
Olayda, gece gümrük muamelesi için istenen €50
bedel bir gümrük vergisi değildir. Fakat malların sınırdan geçişi sırasında
uygulanan mali nitelikte bir ücretlendirmedir. Ve gümrük vergisine denk etkiye
sahiptir. O halde görünürde, 30. madde
yasağı içine girer.
Ancak AB Adalet Divanı, 1983 tarihli Komisyon
v. Belçika davasında, eğer ücret ithalatçıya verilen hakiki bir hizmetin karşılığı ise, o
zaman 30. madde yasağına giren denk etkiye sahip bir ücret sayılmaz demiştir.
Böyle bir ücret ithal edilen bir mala münhasıran uygulandığında, verilen
hizmete uygun oranda bir karşılık olmalıdır.
➜ O halde: talep edilen ücret, gerçek bir hizmetin karşılığı mıdır?
Eğer ithalatçı/ihracatçı gece saatlerinde
yapılan gümrük muamelesinden özel bir yarar sağlamakta ise, gerçek bir
hizmetten söz edilebilir. Bu yarar hem zaman, hem de para bakımından
değerlendirilmelidir. Şöyle ki, gümrük işlemlerinin yapıldığı ofislerin
belirlenen mesai saatleri dışında kapalı olması olağan bir uygulamadır. Bu
saatlerin dışında gece 23:00 ve sabah 7:00 arasında beklemeden gümrük
muamelesine tabi tutulmayı istemek hem zaman, hem de para açısından hususi
kazanç sağlayacaktır.
➜ O halde: €50 ücret bedeli, gece verilen gümrük işlemleri hizmeti
için uygun bir karşılık mıdır?
Bu tür durumlarda gece mesaisi içerisinde
gümrük işlemlerinin yapılabilmesi için gerekli olan hizmetin gerçek masrafını
aşmayan bir ücret olmalıdır.
Eğer ithalatçı/ihracatçı gündüz normal mesai
saatleri içerisinde daha az mali yük getiren bir alternatife sahip ise,
yukarıdaki şartlarda verilen hakiki hizmet karşılığı istenen €50 ücret bedeli
30. madde yasağı kapsamında değerlendirilmemelidir.
(b) Üye
devletin ülkesine ithal edilen veya ülkesinden ihraç edilen bütün yavru
danaların gümrükte bir sağlık muayenesinden geçirilmesi zorunluluğu
getirilmiştir ve bu için bir ücret bedeli talep edilir. Sağlık muayenesi yapılması
gereği ise, Avrupa Birliği hukuku tarafından getirilen bir zorunlu şarttır.
Avrupa
Birliğinin İşleyişine dair Andlaşmanın
(ABİA) 30. Maddesi ışığında bu ücretlendirmelerin hukuka uygunluğunu
inceleyiniz.
Üye devletin ülkesine ithal veya ülkesinden
ihraç edilen bütün yavru danaların gümrükte bir sağlık muayenesinden
geçirilmesi kuralı, Avrupa Birliği hukuku tarafından getirilen bir zorunluluktur.
Bunun için üye devletin ücret talep etmesinin hukuka uygunluğu ABAD tarafından
bazı şartlara bağlanmıştır. (1988 Komisyon v Almanya) Bu şartlar
yerine getirildiğinde, ödenmesi istenen bedel gümrük vergisine denk etkiye
sahip ücret olarak görülmez.
(i). ücret teftişin gerçek maliyetinden fazla
olmamalı
(ii) teftiş zorunlu olmalı ve Topluluk
içerisinde ilgili bütün mallar için tekdüze uygulanmalı
(iii) Topluluk hukuku tarafından Topluluğun
genel menfaatine konulmuş olmalı
(iv) malların serbest dolaşımını teşvik
etmelidir
Bu şartları taşıdığı sürece ücret, 30. madde
yasağına giren gümrük vergisine denk etkiye sahip ücret olarak görülmemelidir.
2. AB
üyesi devlet,
(a) rom
içkisine viskiden çok daha ağır vergi getirmeyi,
(b)
çoğunlukla kendi ülkesinde üretilen yeni teknoloji diğital radyoların satışını
arttırmak için üzerindeki KDV oranını düşürmeyi istemektedir ama tamamen yurt
dışından ithal edilen normal transistörlü radyolar üzerindeki KDV oranını hala
aynı tutacaktır.
Üye
devletin kendi dolaylı dahili vergi sisteminde teklif edilen bu değişiklerin
ABİA 110. maddeye aykırılık teşkil edip etmediğini bunların (i) benzer ürünler
mi? (ii) rekabet içerisinde mi? olduğuna bakarak inceleyiniz.
110. madde, mal
kategorilerine uygulanan genel iç vergi sisteminin bir parçası olarak
sistematik olarak vergi tarh edildiği zaman uygulanır. İç vergiler ve KDV
ulusal vergi düzenin bir parçasıdır.
Eğer mallar benzer
ürünler olarak kabul edilirse, üye devletin vergi sistemi yerli ve ithal
malları aynı muameleye tabi tutmak zorundadır.
Eğer mallar
birbirleri ile rekabet halinde ise, o zaman vergi sistemindeki koruyucu etki
ortadan kaldırılmalıdır.
O halde hukuka
uygunluk testi: (i) karşılaştırılan mallar 110 (1). maddeye göre benzer ürünler
midir? (ii) bu mallar birbirleri ile 110(2). madde uyarınca rekabet içerisinde
midir?
(a) (i) Rom içkisi ve viski benzer ürünler
midir?
ABAD (John Walker Davasında) benzerlik
için, (i) alkol muhtevasına, (ii) üretim yöntemine, (iii) müşterinin ürün
algılamasına bakmayı önermişti.
İlk olarak rom içkisi ve viskinin özgün
karakterlerine ve müşteri tarafından algılanmasına bakmak gerekir. Bunlar
aynıdır denebilir mi? Rom ve viski aynı alkol oranına mı sahiptir? Bunlar
benzer veya kıyaslanabilir kullanıma mı sahiptir? sorularına objektif olarak
yanıt aramak gerekir. Eğer bunlar benzer mallardır diyebiliyorsanız, o zaman
birine diğerinden farklı vergi uygulamak 110 (1). madde yasağı içerisine girecektir.
Yoksa girmeyecektir.
(ii) Rom içkisi ve viski rekabet halinde midir?
Böyle bir değerlendirme için, rom ve viskinin
pazardaki yerine bakmak lazımdır. Mesela piyasanın ucuz veya pahalı yerinde mi?
Eğer ikisi de aynı ihtiyacı karşılıyor ise, o zaman birbirine ikame edilebilir.
rom ile viskinin bu bakımdan birbiri ile değişebilir olduğunu söylemek zordur.
Ama eğer aynı piyasada birbirleri ile rekabet halinde ise, o zaman 110 (2).
madde uygulanacaktır.
(b) (i) dijital ve klasik transistörlü
radyolar benzer ürünler midir?
Müşteri bakımından, dijital ve klasik radyolar
benzeri karakterlere mi sahiptir ve aynı ihtiyaçları mı karşılıyor? Büyük ihtimal ile, bu mallar yeterince
benzerdir. Çünkü aynı ihtiyacı karşılar ve hem analog hem de dijital sinyalin olduğu
yerde çoğunlukla birbirinin yerine kullanılır. O halde 110 (1). madde uyarınca
benzer olan bu radyolar arasındaki KDV oranlarını eşitlemeleri gerekir.
(ii) Artık 110 (2). madde altında bir
inceleme gerek yoktur.
3. (a) Üye
devlet içerisinde Helal Gıda Mağazaları (HGM) Ltd şirketi dükkanlarında satmak
üzere İtalyan domates konservesi ithal
etmiştir. Ancak geçen hafta bir TIR yükü malın İtalya’dan HGM’ye gönderilmesi
sırasında gümrükte yapılan rastgele teftişte küçük beyaz sineklerle kurtlanmış
olduğu görülmüştür. Bu küçük beyaz sinekler domates yapraklarıyla beslenen ve
tehlikeli hastalıklara yol açan, sağlığa zararlı çürümenin işaretidir. Üye
devletin Sağlık ve Çevre Yetkili Kurumu düzenli olarak bu tür beyaz sineklerin
kontrol edilmesi amacıyla tedbirler almaktadır. Şimdi beyaz sineği bulan gümrük
memurları, ithal edilen bütün İtalyan domates konservelerini teftiş etmek
istemektedirler. Böyle bir gümrük teftişi çok zaman alacaktır ve her bir paletten
pek çok konservenin tek tek açılmasını gerektirecektir. Bu da konservelerin
yeniden perakende dükkanlarda satılmasını engelleyecektir.
Durumu
ABİA 34 ve 36. Maddeler açısından inceleyiniz.
Gümrük teftişi, İtalyan domateslerinin
geçişini geciktireceği ve açılan konserve kutularının perakende satışını imkansız
hale getireceği için, ithalata halel getirecektir. O halde 34. maddenin Dassonville
tanımı içerisinde ithalatta miktar sınırlamasına denk etkiye sahip bir tedbir
olarak, hukuka aykırı olacaktır.
Ancak ithalatta miktar sınırlamasına denk
etkiye sahip bir tedbir 36. madde altında "insan sağlığı ve hayatını korumak" gerekçesi ile haklı
gösterilebilir. Üye devlet, ithal domates konservelerinin gümrük memurları
tarafından teftiş edilmesini "insan
sağlığı ve hayatını korumak" gerekçesi ile haklı göstermeye
çalışabilir. Ancak ticarete gizli sınırlama getiren bir tedbir haklı
gösterilemez. Üye devlet, iddia ettiği istisna gerekçesinin gerçek olduğunu
kanıtlamalıdır. (Örneğin 1983 Sandoz BV Davası = gıda
maddelerine vitamin eklenmesi)
Böyle bir sağlık tehlikesinin bulunduğu
hallerde, üye devletin buna cevabı orantılı olmalıdır. (Örnekler: 1983 ve 1984
Komisyon v İngiltere Davaları) Hükümetin her bir paletteki domates
konservelerini teftiş etmesini, beyaz sineklerin varlığının ortaya çıkardığı problem
öngörüsüne karşı orantılı bir cevap olduğunu kanıtlaması gerekir.
(b) Üye
devletlerin ABİA 36. Maddesindeki haklılık sebeplerine (istisnalara) dayanabilmeleri
için malların ithalat, ihracat veya transitine konulan yasak veya
sınırlamaların orantılılık ilkesine tabi olması ne demektir, unsurları ile
açıklayınız.
36. maddedeki istisnaların uygulanabilmesi
için ulusal tedbir ile getirilen sınırlamanın, amaçlanan yarar ile orantılı
olması gerekir. Yani amacını aşan bir uygulama olmamalıdır. Bu da hedeflenen
amaç ile, onun gerçekleşmesini sağlayacak araç arasında makul bir oranın
olmasıdır. 36. maddenin uygulanmasında, ulusal tedbir ile getirilen sınırlama
ve yasağın keyfi bir ayırım veya örtülü bir sınırlama aracı olmaması ve
malların serbest dolaşımına engel teşkil etmemesidir.
Üç unsuru vardır:
(i) Hukuken
korunan bir menfaatin bulunması:
ABİA 36. maddede düzenlenen istisnaların veya Cassis
de Dijon içtihatında kabul edilen yazılı olmayan istisnaların bulunması
gerekir. Bu istisna meşru bir menfaatin korunmasını haklı gösteren sebeptir.
(ii) Seçilen
aracın uygunluğu:
Seçilen aracın, elde edilmek istenen amacın
gerçekleşmesi için uygun ve elverişli olması gerekir. Bu hususta üye devletin
takdir yetkisi vardır.
(iii) Gereklilik
unsuru:
Öngörülen sınırlamanın elde edilmek istenen
amaç için gerekli olmasıdır. Serbest dolaşımı en az sınırlayan tedbir
seçilmelidir.
4. (a)
Hans Alman vatandaşıdır ve İspanya’da yaşamak ister. Hans’ın AB vatandaşlık
haklarının dayandığı hukuki zemin ve düzenlemeler nelerdir?
AB vatandaşlığı, AB Andlaşması (Maastricht
Andlaşması) ile 1992 getirilmiş bir kavramdır. Amacı Birliğini halkına
yakınlaştırmaktır.
➜ ABİA 20. madde bir üye devletin vatandaşının otomatik olarak AB
vatandaşı sayılacağını öngörmüştür.
➜ 21. madde ise, bütün AB vatandaşlarına kurucu andlaşmalar ve ikincil
hukuki tasarrufların çerçevesinde serbest dolaşım haklarını verir.
➜ Ancak 45. madde zaten ekonomik olarak aktif olan üye devlet
vatandaşlarının, mesela işçi ve serbest meslek sahiplerinin, serbest dolaşım
haklarını başlangıçtan beri düzenlemektedir. O halde burada söz konusu olan
haklar, ekonomik olarak aktif olmayan kişilere, daha önce işçilere tanınan
hakların bazılarını vermektir.
➜ Bunun bir dayanağı, 18. maddede bulunan eşit muamele ilkesidir. Buna
göre, ev sahibi üye devletin vatandaşları ile AB vatandaşı göçmenler arasında
ayırım yapılması yasaktır. Böylece AB vatandaşlığı kavramından çıkarılabilecek
haklar, ekonomik olarak aktif olmayan kişiler, mesela iş arayanlar ve
öğrenciler için, yasal olarak ikamet kazandıkları ülkede eşit muamele
göreceklerdir. Bu sosyal güvenlik ve sosyal refah ve kültürel hakları da
kapsar.
➜ Uygulanması ise, 2004/38/AT sayı ve 29 Nisan 2004 tarihli Direktif
(yönerge) ile, vatandaşların hakkı ve bunların aile üyelerinin üye devletlerin
ülkesinde serbestçe dolaşma ve ikamet hakkının düzenlenmesi şeklinde olmuştur.
(b) Hans
İspanya’da yarım zamanlı iş bulmuş ve çalışmaya başlamıştır. Ama İspanyol
yetkilileri Hans’ın geçinebilecek parayı kazanmadığı gerekçesi ile, 28 gün
içerisinde tam gün iş bulamazsa ülkeyi terketmesini istemektedirler.
Ayrıca
ABD vatandaşı olan Karısı Mary’nin İspanya’da her üç ayda bir en çok bir ay
kalması için oturma müsaadesi vermişlerdir.
Hans ise,
Mary’i alıp artık Almanya’ya dönmek istemektedir.
*Hans’ın
İspanya’daki işçi statüsü, *Mary’in İspanya’daki oturma müsaadesi ve *Mary’in
eşinin ülkesi Almanya’ya girişinin tabi olduğu hukuki düzenlemeler nelerdir?
➜ * Hans'ın İspanya'daki işçi statüsü, ABİA 45.
madde uyarınca AB içerisinde serbest dolaşım hakkını içerir. Ama işçinin ne
olduğu tanımlamaz. Bunun için 1408/71
Tüzüğü, sosyal güvenlik sigortası olan çalışanı, işçi olarak tanımlamıştır.
ABAD, 66/85 s. Lawrie-Blum davasında, işçinin tanımında iki unsuru
getirmiştir: (i) gerçek ve etkili bir çalışma faaliyeti; (ii) faaliyetin ekonomik
olması. Nitekim, 139/85 s. Kempf davasında, bu şartları yerine getiren bir
çalışanın, yarım zamanlı işçi olması ve/veya maaşı tek başına yaşamını idame
ettirmeye yetmese dahi, işçi sayılacağını söylemiştir. Hans AB göçmen
işçisidir. Ancak serbest dolaşım hakkını ileri süren işçinin, ev sahibi
devletin sosyal güvenlik sistemine yük olmaması gerekir.
➜ * 45. maddenin rationae personae uygulamasının
kapsamı AB göçmen işçilerinin ailelerini de kapsar. Ancak bu hak bağımsız
değil, ama işçinin haklarına bağlı olarak vardır ve kullanılabilir. 1612/68 s. Tüzüğün 10. maddesi, işçi
ailesinin bu oturum hakkını, milliyetine bakılmaksızın, düzenlemiştir. Mary
İspanya'da oturma müsaadesini alabilmelidir.
➜ * AB hukuku, AB vatandaşı olmayan eşin kendi
karı veya kocasının tabiyetinde bulunduğu üye devlete girmek veya kalmak istediği
durumlara uygulanmaz. AB hukukunun uygulanabilmesi için AB içerisinde sınır
aşan bir durum olmalıdır. (35+36/82 s. Marson/Jhanjan davaları)
Dolayısıyla Mary'in Almanya'ya otomatik giriş hakkı yoktur. Mary, yetkili Alman
göçmenlik makamları tarafından Alman ulusal göçmenlik yasaları uygun olarak
değerlendirilecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder